SAAT KULESİ-SAAT

0
48

SAAT KULESİ-SAAT

   Sevgili Okurlar. On yıldır Merzifon’un simgesi olan Saat Kulesinin sesini kestiler. Oysa yıllarca Merzifon’un merkezinde ve Merzifon’un çevresindeki köylere Dan Dan vuruşuyla, zamanı anımsatan vakti bildiren saat; birkaç yıldır artık ses vermiyor. Merzifon halkının kulağına aşina olan ve onunla bir canlı gibi özdeşleşen bu büyük saat, önce bazı kişiler tarafından, İslam’a aykırı olarak Dinden dön (!) benzetmesi ve iftirası ile önce çanı sökülmüş sonrada bakımsızlığa terkedilerek ölümünde neden olmuşlardır. Oysa kilometrelerce uzaktan saat başı ve yarımlarda vuruşları ile yüzyıldan fazla, Merzifon merkez ve köylerine zamanı hatırlatan, namaz vaktini bildiren bağda, bahçede, tarlada çalışanlara ezandan önce vakti ileten bu vefalı dost ne yazık ki şimdilerde suskun, küskün kulesinin yuvarlağı içerisinde kendisine uzanacak, eski şaşalı günlere döndürecek bir akıl, bir el bekliyor. Sevgili okurlarım. Bu elde elbette belediyeden başkası olamaz ama gelin görün ki Merzifon Belediyesinde böyle bir irade şevki yok. Merzifon bir turizm kenti olacak ve ondan nasiplenecekse elindeki değerleri korumak, kullanmak zorundadır. Önce Medrese binasını elden çıkardı. Eski belediye başkanı ve yönetimi buna ses çıkarmadı.

Vakıflar Belediyeden alarak sözde Kur-ân-ı  Kerim ve Hafızlık Kursu haline getirdiler. Şimdi orasının kocaman ahşap kanatlı kapıları kapalı. Dışarıdan gelen turistler kapının önüne kadar gelip ümitsizce başlarını sallıyorlar. İçeriye girmek,görmek yok. Medresenin tahsis edildiği vakfın kendine ait kocaman binası ve odaları olmasına karşın, Merzifon Halkının malı olan bu mekanı kullanmakta ısrar ediyor. Çünkü ne karşı çıkan var nede orayı alıp yeniden turizme açmak isteyen bir Belediye Yönetimi var. Sevgili Okurlar sadece bu mu? Milyarlar yatırılarak açılan meydanda güzel bir havuz ve onun içinde fıskiyeler var. Bunlar önceki belediye zamanında yapılmış, müzik eşliğinde dans eden sular vardı. Çok güzel bir görünümü ve iç açıcı, içe ferahlık veren, göze kulağa hitap eden durumu ile Merzifon’un simgesi haline gelen bölgenin en canlı meydanı sıfatını kazanan bu güzelliklerde susturuldu. Artık müzik yok, dans eden sular küskün.

Amaçsız hava gücüyle zıplayıp duruyor anlamsızca. Belediye bunada el uzatmıyor. Bilerek isteyerek güzellikler yok edildi. Dostlarım, diğer bir iç acıtıcı durumda sizlerde görmüşsünüzdür ki dikdörtgen biçiminde kentin çeşitli yerlerine yapılmış çeşmeler. Bunlarında çoğu kör tıpayla kapatılmış, suları akmıyor. Neden bu güzellikler çürümeye, yok olmaya terkediliyor?. İnanın anlamakta zorlanıyorum. Onlarda şakır şakır aksa, onun yanından geçenler yazın sıcağında yüzlerini yıkasalar, birkaç yudum su içip yapana, akıtana dua etseler olmazmı? Dostlarım bu güzelliklerin yok edilmesine hiçbir gerekçe kabul edilemez. Neymiş şehir suyu azmış, neymiş musluklar sökülüyor veya çalıyorlarmış vs. Peki zabıta, polis bunları sıkça kontrol etse, zabıtanın telefon numarası verilerek bir ihbar hattı kurulsa, halktan yardım istense bunların önüne geçilemez mi? Bal gibi geçilebilir. Ama Belediyede böyle bir irade yok. Sizi tüm bunlardan mahrum eden hangi halk ve topluluk var? Amacım; eleştirilerim ile, bölgenin yıldızı olacak söylemlerinin gerçekleşmesine yardımcı olmaktır. Çünkü bu kent bizim. Havasını soluyor, suyunu içiyor, se3vgisini paylaşıyoruz. Güzellikler içinde, mutlu bir biçimde yaşamanın keyfini çıkarmak kentlinin hakkı diye düşünüyorum. Saygılarımla.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı buraya girin