ÖKSÜZ, İDDİALARA CEVAP VERDİ

0
129

ÖKSÜZ, İDDİALARA CEVAP VERDİ

ÖKSÜZ: BİR NEVİ DARBE İLE GELDİLER

HER BİRİ BU DARBENİN ÜRÜNÜDÜRLER

Suluova Ziraat Odası Başkanı ve Şeker Fabrikası eski Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Öksüz, Bir Nevi darbe ile geldiler. Her biri darbenin ürünüdürler.” dedi.

Suluova Ziraat Odası Başkanı Adan Öksüz, “Büyük bir kumpasla göreve gelen zevatların iftiralarına cevap vermek için karşınızdayız.” dedi. Suluova Ziraat Odası Başkanı ve Şeker Fabrikası eski Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Öksüz, Geçtiğimiz günlerde Suluova Şeker Fabrikası adına açıklamalarda bulunan Suluova Şeker Fabrikası Başkan Vekili Yalçın Bekler’in iddialarına cevap verdi.

ÖKSÜZ: BU BÖLGENİN EVLATLARI SUDAN SEBEPTEN BAHANELERLE FABRİKADAN KOVULMAKTADIR

Suluova Ziraat Odasında düzenlenen toplantıda konuşan Suluova Ziraat Odası Başkanı Adan Öksüz, “Toplantımıza 5 Nisan darbesine gelene kadar yaşanılan süreci bir gözden geçirerek başlayalım. Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifi bizlerden yönetim kurulumuzun 2017/13 sayılı kararında kurulmasına karar verilen “Beyazıt Akaryakıt AŞ” yi gerekçe göstererek genel kurul talep etmiştir. Bu şirketin ne işlev göreceğini ve Amasya Kooperatifi tarafından neden şiddetle karşı çıkıldığını kısaca anlatmak istiyorum. Kurulacak bu şirket ile çiftçimize altı ay vade ile faizsiz olarak akaryakıt avansı verilecekti. Bütün bölgelerimize konulacak veb tanklar yoluyla fabrikamız interlandındaki tüm çiftçilerimize, adına Amasya Kart diyeceğimiz ve içerisinde kullanabileceği litre limitleri yüklenmiş olan kart vasıtası ile %6 iskontolu akaryakıt dağıtımı gerçekleştirilecekti. Pancar üreticisi dışında hiçbir kişi yada kuruma nakit satış yapılmayacak, bu yolla hertürlü istismar ve dedikodunun ününe geçilecekti. İşte tam burada Ankara Panko’nun Amasya casusu devreye girdi, Ankara Panko Amasya Kooperatifini arayarak bu akaryakıt şirketinin Kooperatif tarafından kurularak akaryakıtın kendilerinden alınmasını istedi. Peki akaryakıtın Ankara Panko’dan alınması neyi değiştiriyordu. Çiftçi %6 iskontolu alacağı mazotu pompa fiyatından vadesiz alır. Vadeli alırsa vade farkı öder. Fabrika %6lık kar marjını kaybeder ve avans finansmanını sağlamak için faiz yükünün altına girer. Bu arada Ankara Panko Amasya çiftçisinin sırtından yılda 10 Milyon Türk Lirası para kazanıp keyfine bakardı. İlk kabahatimizi bu işe karşı çıkarak işledik. İkinci kabahatimizi çiftiye dağıttığımız gübreyi Ankara Panko’dan değil de ihale yolu ile Devlet Fabrikası olan Gübretaş’dan alarak 800 Bin TL’nin fabrikanın kasasında dolayısıyla çiftçinin cebinde kalmasını sağladık. Aynı sebeplerden dolayı pancar tohumu ve zirai ilaçları da onlardan almayarak yine ihale yolu ile daha uygun fiyatlara alıp çiftçilerimizin üretim maliyetlerini düşürerek üçüncü kabahatimizi de işlemiş olduk. Şimdi anladınız mı Ankara Panko bizlere neden karşıdır. Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifinde neden Konyalı bir müdür vardır? Şeker Fabrikası yönetiminde neden Ankara Panko bürokratı vardır? Şeker Fabrikasına neden Konya’dan Genel Müdür getirilmiştir? Bu bölgenin evlatları neden sudan sebepten bahanelerle fabrikadan kovulmaktadır şimdi anladınız mı.” diye konuştu.

ÖKSÜZ: BİR NEVİ DARBE İLE GELDİLER

HER BİRİ BU DARBENİN ÜRÜNÜDÜRLER

Amasya Pancar Ekicileri Kooperatifinde yaşanan süreci anlatan Öksüz, “Tarım Bakanlığı 08.03. 2017 Tarihli bir yazı ile Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Fakı, Başkan Vekili Erol Özarslan ve Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Gedik’i görevden almıştır. Fakat bu görevden alma yazısı Başkan Vekili Erol Özarslan ve Kooperatif  Müdürü Alper Özbaş tarafından saklanmış, bu yazının geri çekilmesi için Ankara Panko Birlik ve Tarım Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulmuş sonuç alınamayınca 28.03.2017 Tarihinde Başkan Vekili Erol Özarslan Yönetim Kurulu Üyeleri Mustafa Maden ve İhsan Avcı’nın katıldığı bir toplantı tertip edilip Amasya Şeker Fabrikası Olağanüstü Genel Kurulunda Mustafa Maden ve İhsan Avcının yetkilendirildiği bir karar imza altına alınmıştır. Mart ayının 3. gününde görevden alınan Erol Özarslan  Mart ayının 28. gününde bu kararı hangi yetki ile imzalamıştır. Diğer iki Yönetim kurulu üyesi toplantı yeter sayısını ve karar yeter sayısını nasıl sağlamıştır. Bu kararı nasıl geçerli ve hukuki sayarız. Bu kararla İhsan Avcı Fabrika Genel Kurulunda eli başkaları tarafından havaya kaldırılarak nasıl oy kullanmıştır. Bu genel kurulu nasıl geçerli ve yasal sayarız? Bu konuda ki hukuki haklarımız bizlerde saklıdır. Gerekli çalışmalar tamamlandığında bunun hesabı hukuki yollardan sorulacaktır. Gelelim bu sürecin farklı bir boyutuna. Amasya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, 29.03.2017 Tarih 43704180-020-E-770679 sayılı yazısı ile Kooperatif denetçilerinin yedek üyeleri göreve çağırmasını ve Kooperatifin faaliyetlerine devam etmesini istedi. Toplanan denetim kurulu ivedilikle gerekli çağrıyı yaptı ve yeni üyeler hemen görev dağılımı yaparak ticaret tescili için başvuruda bulundular. İşte film tam burada koptu. Telaşa kapılan Ankara Pankobirlik hemen ticaret sicil memurluğuna tavsiye niteliğinde bir yazıyı elden teslim ederek tescili engellemek istedi. Bu plan işe yaramayınca İç Ticaret Genel Müdürü Adnan Yankır Beyi devereye sokarak Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne telefon açmasını sağlamış ve yazılı bir talimat, hukuki bir gerekçe olmaksızın tescil işlemini engellemiştir. Dahası yeni ülerin yasal hakkı olan geçici tescil bile yapılmamış, Amasya Ticaret Odası Başkanlığı ve Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğü yetkilileri ne yazık ki bu duruma seyirci kalmıştır. Bu konuyla ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Şimdi vereceğim tarihlere dikkat etmenizi istiyorum. Kooperatif Üyelerinin görevden alındığı tarih 08.03.2017 dir. Yetkisiz olarak yapılan toplantının tarihi 28.03.2017,  Amasya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün yedek üyeleri göreve çağırdığı yazının tarihi 29.03.2017, Ankara Panko nun tescili yapmayın dediği yazının tarihi 03.04.2017, İç Ticaret Genel Müdürünün Telefon tarihi 04.04.2017 Fabrikanın olağanüstü genel kurul tarihi 05.04.2017 dir. Buradaki kumpası görmek için hafiye olmaya gerek yok sanırım. İşte bizler böyle büyük bir kumpasla göreve gelen zevatların iftiralarına cevap vermek için karşınızdayız. Bildiğiniz üzere 5 Nisan 2017 tarihinde hukuk, teamüller ve Amasya Çiftçisinin hakları çiğnenerek yapılan bir olağanüstü genel kurul neticesinde Amasya Şeker Fabrikasında yürütmekte olduğumuz görevimizden ayrıldık. Geçtiğimiz günlerde bu hukuksuz kongre ile göreve gelen, ya kağıt üzerinde başka, fiiliyatta farklı bir başkanı olan yada başı dururken başka yeri konuşan bu yönetim kurulu, yönetimde bulunduğumuz süre içerisinde yaptığımız iş ve projelerle ilgili asılsız, mesnetsiz bir takım iftiralarda bulundular. Her ne kadar bizler neyi, niye ve nasıl yaptığımızı bilen bir yönetim kurulu olarak ilk anda bu akla zarar açıklamalara cevap vermek istemesek de bu suskunluğumuzun kamuoyu tarafından iddiaları kabullenmek olarak algılanmaması için bu açıklamayı yapmak zorunda kaldık.  Sözlerimize başlamadan evvel, altını çizerek belirtmek isteriz ki; Bu açıklamaları yapan zevatın yetki karmaşası yüzünden yasal olarak yapılmasının mümkün olmadığı görevli hükümet komiseri tarafından beyan edilen bir genel kurulu siyasi ve bürokratik baskılarla yaptırarak o kuruma yönetici oldular. Tekraren söylüyoruz! Bir nevi darbe ile geldiler her biri bu darbenin ürünüdürler. Ve bizler bu güne kadar hiçbir darbeyi ve yapanı alkışlamadık, tasvip etmedik ve etmeyeceğiz.  Açıklamayı onlar yapıyor gibi görünse de biz onların kimin sesi olduğunu kimler tarafından idare edildiğini hangi pazarlık ve vaatlerle bu kurumun bağrına hançer gibi saplandıklarını biliyoruz. Bizim bildiğimizi  sizler ve kamuoyu da çok iyi biliyor. Biz bu kumpaslarla yıllardır uğraşıyoruz. Şimdi, bu sahibinin sesi olanların yalan yanlış beyan ve iftiralarına tek tek cevap vereceğiz. Ama, zannedilmesin ki onları muhatap aldığımız yada, savcıdan mahkemeden korktuğumuz için bu cevapları veriyoruz. Bu açıklamaları fabrikamızın sahibi olan çiftçilerimizin doğuları bilmesi adına yapıyoruz. Bu fabrikanın arazisinin kaç dönüm olduğunu yanındakine soran, hangi banka şubesine borçlu olduğunu bir diğerinden öğrenen zevat Amasya Şeker Fabrikasını 71 Milyon Türk Lirası borçla devraldıklarını 18 Buçuk milyonluk şeker satarak bu miktar kadar borcu ödediklerini beyan etmişler. Bu suçlamaya cevap bile vermeye gerek görmüyoruz. Sadece 2 sorumuz var; Devraldıkları depolarda kaç ton şeker ve melas vardır? Bunun piyasa değeri nedir? Bu soruya verecekleri cevap, biz devraldığımızda depolarda şeker yoktu ise, 18 Buçuk milyon değerindeki şekeri Turhal’dan gelirken mi getirdiler. Bu soruları sormakla beraber onların doğru cevabı vermek işlerine gelmeyeceği için bizler doğruları siz değerli basın mensupları vasıtası ile fabrikamız çiftçilerine ulaştıralım. Görevi bıraktığımız gün olan 5 Nisan 2017 Tarihinde Fabrikamız depolarında 12 Bin 600 Ton ve 35 Milyon 10 Bin 662 Türk Lirası tutarında A şekeri, 15 Bin 939 Ton ve 35 Milyon 269 Bin Türk Lirası tutarında C şekeri, Bin Ton ve 426 Bin Türk Lirası tutarında melas, toplamda 70 Milyon 705 Bin 662 Türk Lirası tutarında satışa hazır ürün bulunmaktaydı. Bu rakamın üstüne kasa ve bankalarda bulunan 1 milyon 740 Bin Türk Lirası da eklendiğinde Fabrikamızın kullanıma hazır olan parası 72 Milyon 445 Bin 662 Türk Lirasıdır. Buna karşılık Bankalara bu yıl içerisinde ödenmesi gereken kredi borcu iddia edildiği gibi 71 Milyon değil 58 Milyon 530 Bin Liradır. Aradaki fark bu zevatın algı yaratmak gayreti ile borçlara dahil ettiği 2 yılı faiz ödemesiz 7 yıl vadeli yıllık ödemesi 2 Milyon 197 Bin Lira olan ve arıtma tesisinin yapımı için teşvik kapsamında kullanılan kredidir. Bu rakamlar alt alta yazılıp, toplanıp, çıkarılıp hesaplandığında bizim bu mirasyedilere bıraktığımız miktar 13 Milyon 915 Bin Tük Lirasıdır. Bütün umudumuz bu paranın doğru kullanılması ve çarçur edilmemesidir. Yöneticiden çok müfettişlik görevi almış gibi davranan bu zevat bizim kongreden önce yapmış olduğumuz satışı iptal ederek yeni bir satışla fabrikayı 1 Milyon Lira kara geçirdiklerini söylemişler. Ne güzel yapmışlar. Ama diğer bütün iddialarında olduğu gibi sapla samanı karıştırmayıp öyle gürleselermiş daha iyi olurmuş. Şeker satışları 1 günde yapılmaz. Belli bir ihale süreci vardır. En az 10-15 gün önceden yapılacak satış için miktar belirtilip teklifler toplanır. Bu teklifler toptan satış piyasa şartlarına göre oluşturulan komisyon tarafından değerlendirilip karara bağlanır. Bizim satış yaptığımız tarihte piyasa şartlarına bakıldığında, örnek olarak Kayseri Şeker Fabrikası %5 iskonto artı bir ay vade ile satış yapmakta devletin kurumu olan Türk Şeker ise en düşük 10, en yüksek 14 ay vade ile satış yapmaktaydı. Bu işgalcilerin satışı iptal etmekle övündükleri dönemde ise devlet kurumu olan Türk Şeker sıfır iskonto ve vadesiz satışlara başlamıştır. Şimdi basit bir hesap yapalım; Sıfır iskonto ile satış yapılırken 4.5 iskonto ile şeker sattınız. Satılan şeker miktarı 7 Bin 500 Ton. İskontosuz ve baz fiyattan satıldığında tutar 21 Milyon 708 Bin Türk Lirasıdır. Sizin sattığınız rakam olan 18 buçuk milyon ile arasındaki fark 3 Milyon 208 Bin Türk Lirasıdır. Rakamlar böyle iken karlı bir satış yaptık diye övünmek nasıl bir aklın ürünüdür. Söylediğiniz yalanlar, çarpıttığınız rakamlar, ihalesiz şeker satışınızın üzerini kapatır mı? Zararı kar gibi göstererek bizi yada çiftçiyi kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz?  Rakamlar ortadadır. Siz fabrikaya 1 Milyon Lira kar ettirmediniz. Fabrikamızı 3 Milyon Lira zarara uğrattınız. Yine bu zevat yönetime geldikten sonra telefonlarının kilitlendiğini, Çiftçilerin güveninin tavan yaptığını, yine bu güven sebebi ile 900 Bin Ton taahhüt topladıklarını iddia etmiş. Yapmayın beyler! Bu Fabrikanın çiftçisi akıllıdır. Çoktan yaşadığınız yerlerden sizinle ilgili bilgilere ulaştılar bile. Kimin 2-3 yıl önce işsizlik maaşı aldığını, hatta işe başladıktan sonra da işsizlik maaşını almaya devam ettiği için savcılığa şikayet edildiğini, kimin nereden evler aldığını, hangi akrabalarının altında hangi marka araçlar bulunduğunu, kimin babasının boş ahırlarının şimdi büyükbaş hayvanlarla dolu olduğunu, kimin Vezirköprü Ormanlarını haraca kestiğini, kimin döneminden kalan borç yüzünden belediyenin makam aracı dahil birçok hizmet aracına haciz konulduğunu birbirlerine anlatmaya başladılar bile. Yani bizim çiftçimiz adamı da şalgamı da bilir. Taahhütleri veren bu çiftçiler ne zaman ve kime verdiğini bilir. Mart ayı sonu itibarı ile bahsettiğiniz rakamın %99 unun tamamlandığını bilir. Yani bu 900 Bin tonluk taahhüdün bizim görev yaptığımız tarihlerde alındığını bilir. Bakın efendiler! Geldiğiniz yer nasıldır bilmiyoruz. Ama bu kurum bakkal dükkanı değildir. Her çalışma kayıt altındadır. Geçmiş dönem taahhütlerini açıp bakarsalar çiftçinin kime güvenip kime güvenmediğini açıkça görürler. Çok güzel bir söz vardır; Ben ermişim diyenden ermiş mi olur diye. Bu şaşkınlar ilk günden biz ermişiz demeye başladılar. “ İfadelerini kullandı.    

“FETÖNÜN ARTIKLARINA  TESLİM ETMEYECEĞİZ”                                                  

Suluova Ziraat Odası Başkanı Adan Öksüz, “Gelelim zevatın bir başka iddiası olan mantolama konusuna. Önce yapılan işten bile haberleri olmayan bu vatandaşların iki yanlışını düzeltelim. Birincisi bizim fabrikamızın hiçbir binasında mantolama işlemi yapılmamıştır. İkincisi işi yapan şirketin yönetim kurulu üyelerimizden hiçbirisi ile hukuki bir bağlantısı yoktur. Bu sebeple iddia edildiği gibi herhangi bir yönetim kurulu üyemizin hesabına bu işin karşılığında para aktarılmamıştır. Beyler! Yöneticilik ciddi iştir. Bilgi İster. Tecrübe ister. Liyakat ister. Etrafınızda ki ne idiğü belirsiz insanların sözleriyle haysiyet cellatlığı yapmaktasınız. Açıklamanızda defalarca bizleri yolsuzluk yapmakla suçlayıp ondan sonra biz yolsuzluk var demiyoruz bunun karar mercii mahkemelerdir diyerek attığınız iftiraların, söylediğiniz yalanların sorumluluğundan kurtulamazsınız. Haksız yere insanların onuru ve gururu ile oynayanlar bunun hesabını mutlaka vereceklerdir. Biz yine işin doğrusunu anlatalım. Bahse konu uygulama her biri 3 bin metre kare olan 7 depo 4 adet malzeme ambarı, kuru küspe tesisi ambarları ve mekanik atölye binalarına iç-dış cepheleri dahil olmak üzere ince-kaba ve dekoratif sıva, tamir, tadilat ve iç-dış cephe boya, çelik aksam için yağlı boya, ahşap oluklar, kaldırım işleri, iniş boruları, ahşap vernik, tuğla duvar, iç-dış sıva sökümü ve elektrik işleridir. Bu iş için ödenen tutar teknik ve idari personellerimizin talepleri doğrultusunda ihale birim fiyatından ek iş ve işlemler de dahil edildiğinde 2 Milyon 48 Bin Türk Lirasıdır. Bu matematik dehalarının iddia ettiği rakama büyük ihtimalle Gümüşhacıköy toplama merkezi, Kayabaşı bölge binası ve lojmanlar tadilatı, ambar çatı tadilatları, otomatik kapılar ve rampa düzenlenmeleri de dahil sanıyoruz. Yaptığımız işlerin toplamasını dahi düzgün yapamayan bu zevatın böyle devasa bir kurumu nasıl yöneteceğinin takdirini sizlere bırakıyoruz. Bir diğer iddia ise 31 kişinin ağır ceza mahkemesinde yargılanması hususudur. Keşke bu davanın konusunu yolsuzluk, usulsüzlük ve zimmet diye ağzını doldurarak anlatan bu zat davanın soruşturmasını yürüten polis ve polis müdürlerinin, iddianameyi hazırlayan savcının, hukuksuz dinlemelerin kararını veren hakimin top yekün fetö terör örgütü suçlaması ile meslekten ihraç edilip cezaevine konulduğunu da söyleseydi. Keşke bu kurumları ele geçirmeye çalışan fetöcü hainlere karşı bu güne kadar vermiş olduğumuz mücadeleden de bahsetselerdi. Ama bu konulara giremeyeceklerini biliyoruz. Onlarda şunu bilsinler ki; Dün fetö denen bu ihanet şebekesinin ağababalarına bu kurumları teslim etmedik bugünde fetönün artıklarına teslim etmeyeceğiz. Adapazarı Şeker Fabrikasının Yönetim Kurulu Başkanını görevden alıp cezaevine koydular. Fabrikaya kayyum atayıp Asya Finansa sattılar. Asya Finans fabrikanın içini boşaltıp Ülkere sattı. Asya Finansın kimin kuruluşu olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Aynı şekilde Kayseri Şeker Fabrikasına kayyum atayıp başındaki seçilmiş kişiyi cezaevine koyup 400 yılla yargıladılar. Ne hikmetse aynı kişi Kooperatif seçiminden birgün sonra yapılan mahkemede beraat etmiştir. Adapazarı Şeker Fabrikasına yaptıklarını Amasya Şeker Fabrikasına yaptırmayacağız. Kayseri’de kurdukları tezgahı Amasya’da kurdurmayacağız. Yine bu iddianın devamında 31 kişinin hiçbir yere aday olamayacaklarını söylemişler.  Buradan ilan ediyoruz, herhangi bir yere aday olmamızı engelleyen hiçbir kanun, tüzük ve yönetmelik yoktur. Günü geldiğinde aday olmaya karar verirsek bunu çıkar ve açıklarız. Bu kelamı ederken kimin ağzıyla konuştuklarını biliyoruz. Konya’da ki, Ankara’da ki ağababalarını biliyoruz.  Hiç kimse unutmasın başkasının gölgesine sığınanların kendi gölgesi olmaz. Güneşe çıkarsınız ve gölgenizi oluşturursunuz. Bu kurumların sahibi çiftçidir. Çıkarsınız onların karşısına onların emanetlerine talip olduğunuzu söylersiniz. Onların vereceği karar her kararın üzerindedir. Siyasi ve bürokratik ayak oyunları ile çiftçinin iradesine ipotek koyanların yapacağı haysiyet cellatlığına müsaade etmez bunun hesabını her zeminde sorarız. Çıkıp basının önünde arkamızda 5 Tokat 3 Amasya Milletvekili var diye beyanda bulunanlar bilmelidir ki bu kurumlar siyasi parti değildir. Bu kurumların seçimini yapıp yönetimini belirleyecek irade siyasetçilerin değil çiftçilerin iradesidir. Bu konuda Tokat Milletvekillerine söylenecek bir söz yoktur. % 24 azınlık hissesiyle böyle devasa bir kurumun yönetimini ele geçirmeye çalışmaları ve bundan fayda ummaları normal karşılanabilir. Ama her seferinde bu yaşanan olaylardan haberleri yada dahilleri olmadığı hususunda kelam eden Amasya Milletvekillerinin bizlere ve çiftçilerimize bir açıklama yapmak mecburiyetleri vardır. Ya bize yalan söylenmiştir yada bu iddianın sahipleri yalan söylemektedir.  Bu durumun netlik kazanması şarttır. Netlik kazanması gereken bir başka konu ise sosyal medyada, Ankara’nın siyaset kulislerinde ürettikleri iftira ve dedikodularla işlerin bu boyuta gelmesinde katkısı olan, çınar ağacının dediği gibi sapı bizden olan baltalar hallerinden memnun mudur? Bunların kim olduğunu kimlerle ilişki içerisinde olduğunu araştırmadan sözlerine itibar edenler şimdi ne düşünmektedir? Suluova Belediye Başkanlığı ile birlikte hazırlanan meydan, camii, işyeri ve konut projeleri için yapılan imar değişikliğini mahkemeye taşımakla övünen sözde yöneticilerin bu tavrı bizleri şaşırtmadı. Ağzı çok ama boş laf yapan bu zatın Turhallı olması münasebetiyle Suluova’nın ve Suluovalıların gelecekteki refahıyla ilgilenmemesi gayet normaldir. Kaldı ki bu proje kurumlar ve siyaset arasında sağlanan konsensüs ile imza altına alınmıştır. Bu konuda bizimle beraber Suluova Belediye Başkanımızın ve imza törenine katılan milletvekilimizin de bu söylenenlere tepki göstermesini beklememizde en az bu durum kadar doğaldır. Gelelim RES konusuna. Bu proje Türkiye’nin gündeminde olan ve geleceği gören  bütün büyük firmaların hassasiyetle üzerinde durduğu enerji sorununa bir nebze olsun katkıda bulunmak ve fabrikamıza gelir sağlamak için hayata geçirilmiştir. Hayata geçirilmeden önce bütün fizibilite çalışmaları yapılmış, konuyla ilgili bütün detaylar hassasiyetle incelenmiş, fabrikamıza sağlayacağı katkı hesaplanmış ve ondan sonra adım atılmıştır. Üstüne basarak söylüyoruz ihale bedeli ve sözleşme bedeli 4 Milyon Liradır. Yaşanan kazadan sonra projenin aksamaması için firmaya geri alınmak üzere 1.5 milyon Türk Lirası daha ödeme yapılmış ve bu toplam 5.5 Milyon Liralık ödeme için gerekli tüm teminatlar alınmıştır. Ellerindeki sözleşmeyi doğru okurlarsa fabrikamızın uğrayacağı bütün zararların yüklenici firma tarafından karşılanmak zorunda olduğunu göreceklerdir. Ellerindeki belgeyi doğru okumayı becerebilirlerse alınan ipoteklerin masa başında google dan bakılarak alınmadığını lisanslı bir firma tarafından kıymet takdirinin yapıldığını göreceklerdir. Teminat ipoteği ile sözleşme ipoteği arasındaki farkı iyi bir hukukçuya sorarsalar ipotek süresinin 8 ayda dolmadığını da öğrenirler. 2 RES için yapılan altyapı maliyetlerini, enerji iletim hatlarının maliyetlerini sanki işi yapan firmaya ödenmiş gibi göstererek cambazlık yapanlar madem bu yatırım boş ve gereksizdir ikinci RES için tahsis edilen alanı neden satın almışlardır? Acaba bunun sebebi Amasya ilinde RES yatırımı yapmak için bir sürü firma birbirleri ile yarışırken YEDAŞ trafosunun yeni bir bağlantıyı kabul edememesi olabilir mi? Bu sebeple mevcut yerin değeri 5 milyon liraya çıkmış olabilir mi? Bir kaza sonucu yıkılan direk için davul çalanlar aslında bu yatırımın ne kadar doğru ve karlı bir yatırım olduğunu bilmelerine rağmen sadece laf kalabalığı yapıyor olabilirler mi?  Bir diğer iddia da arıtma tesisi konusudur. Herkesin malumudur ki;  Böyle bir yatırım bir bahçenin ortasına ev yapar gibi yapılmaz. Bu proje yapılmadan önce fabrikamızın halihazırda ve gelecekteki ihtiyaçları belirlenmiş, arıtma tesisinin kapasitesi konusunda ilgili bakanlığın aradığı şartlar incelenmiş, danışman firmalardan ve üniversitelerden konu ile ilgili gerekli görüşler alınmış ve bu şartlara haiz bir arıtma tesisi için ihale yapılmıştır. Bütün söylenen yazışma ve bilgiler fabrika kayıtlarında mevcuttur. Bu iddialarda bulunanların ya okuma yada okuduğunu anlayamama problemi vardır. Biz onlara arıtma konusun önemi ile ilgili bir örnek verelim. Adapazarı Şeker Fabrikası sırf arıtma problemi sebebi ile kapatılmıştır ve bu yüzden pancarı işleyemedikleri için milyonlarca lira zararı göze alıp Amasya Şeker Fabrikamıza fason üretim yaptırmak zorunda kalmışlardır. Şimdi biz bu zevata değil de kendi vekillerimize birkaç soru sormak istiyoruz.  Yüzbin üyeli bir sivil toplum kuruluşuna görevlendirme yapılırken Amasya Milletvekillerinin haberi olmaması mümkün müdür?  İvedilikle yapılması söylenen kooperatif genel kurulunun toplanmasının takipçisi olup bir an önce yapılmasını sağlayacaklar mı?  Fabrikanın bu liyakatsız ellerde kalmasına rıza gösterecekler mi? Rıza göstereceklerse, fabrikamızın adının Konya yada Turhal şeker fabrikası olması için çiftçilerimiz müracaatda bulunup bir tabela yaptırsın mı? Tokat Milletvekilleri kadar memleketin insanlarına ve kurumlarına sahip çıkacaklar mı? Davulun Amasya çiftçisinin sırtına sarılıp tokmağın başkasının elinde olmasına müsade edecekler mi?  Bize göre bu yaşananlar, hiçbir kanun ve tüzükde yeri olmayan adalet ve hakkaniyet içermeyen bir süreçtir. Hukukun ve adaletin tesisi hususunda herhangi bir irade gösterecekler mi? Bir taraftan toplumsal uzlaşıdan bahsedip Tokat milletvekilerinin bizi ötekileştirme çabasına seyirci kalacaklar mı? Eğer bu vahim tabloyu seyretmeye devam edeceklerse Amasya çiftçisinin karşısına tekrar geldiklerinde onlara ne söyleyecekler? Yada herzaman ki gibi sorulara cevap vermeden bırakıp gidecekler mi? Sözün sonunda bu zevat bu açıklamalarımıza cevap vererek bizleri istemediğimiz bir polemiğin içerisine sokmasın. Onların iddialarının ve bizim cevaplarımızın kayıt ve belgeleri fabrikamızda mevcuttur. Bir toplantı tertip edip sizleri ve çiftçileri davet etsinler bizlerde gelelim mevcut belgeler ve kayıtlar üzerinden konuşalım kim haklı, kim haksız sizlerin şahitliğinde ortaya çıksın.” Şeklinde konuştu.

Kaynak/Haber: Güncel Haber – Haber Merkezi

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı buraya girin