HERBALİST ADNAN YILDIRIM: ŞİFALI BİTKİLER

0
198

HERBALİST ADNAN YILDIRIM: ŞİFALI BİTKİLER

İnsanlık tarihinin ilk zamanlarından günümüze kadar İnsan sağlığı için ve hastalıklara şifa bulma noktasında bitkilerin ne kadar önemli olduğuna değinen Herbalist Adnan Yıldırım, Şifalı Bitkiler hakkında gazetemize şu bitkileri verdi;

Yaban Mersini: Glokom oluşumunda rol oynayan etkenler tam olarak bilinmemekle beraber göziçi basıncının (göz tansiyonu) yükselmesi önemli bir risk oluşturuyor. Göz tansiyonunun yüksek olmasına bağlı olarak kan göz retinası hücreleri yeterince beslenememekte ve hücrelerin yavaş yavaş ölmesine yol açıyor. Özellikle en yaygın şekli olan ‘birincil açık açılı glokom’, tedavi edilmemesi durumunda körlüğe neden olabiliyor. Bireysel beslenme şekline bağlı olarak katarakt, diyabetik retinopati ve yaşa bağlı makular dejenerasyon gibi göz hastalıklarının önemli ölçüde geciktirilmesi ve hatta önlenmesi mümkün olabilmesine karşılık, glokomu önleyecek bir beslenme şekli henüz bilinmiyor.

Yaban Mersini Kranberinin Akrabası: Glokom gelişiminin önlenmesine yönelik başlıca öneriler arasında, gözlerdeki kan akımının düzenlenmesine, dolayısıyla göz hücrelerinin canlılığının korunmasına yönelik ‘antioksidan’ uygulamaları dikkati çekiyor.Lutein gibi antioksidan karotenoitler bu amaçla en yaygın tercih edilen doğal bileşikler. Diğer önerilen antioksidan seçenekleri arasında antosiyanin taşıyan bazı meyveler de önemli yer tutuyor. ‘Yaban mersini’ ya da İngilizce popüler adı ile ‘Bilberry’ meyveleri. Bu bitkiden daha önce de bahsetmiştim, hatırlarsanız. İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz pilotların gece bombalama uçuşları sırasında görüşlerini artırmak için ‘bilberry’ yedikleri anektodu ile gözü kuvvetlendirmek üzere pazarlanıyor. Bitki, kranberinin akrabasıdır (Vaccinium myrtillus), bu nedenle yanlışlıkla ülkemizde kranberiye de ‘yaban mersini’ adı verilmektedir. Ancak farklı bitkiler; kranberi ‘Vaccinium macrocarpon’un kırmızı meyveleri, yaban mersini ise ‘Vaccinium myrtllus’ un mor meyveleridir. Yeni yayımlanan bir çalışmada standart ‘yaban mersini özütünün’ etkinliğini artırmak için bir başka antioksidan etkili bitki özütü olan ‘Sahil çamı kabuğu özütü’ (Piknogenol) ile hazırlanan karışımının insanlar üzerindeki etkisi incelenmiş. Göz tansiyonu yüksek (22-26 mmHg) ancak glokom belirtisi görülmeyen 45 yaş üzerindeki 38 kişiye, hazırlanan ürün (Mirtogenol) altı ay süreyle verilmiş. Süre sonunda deneklerin göz tansiyonları ölçüldüğünde Mirtogenol verilen gruptaki 20 denekten 19’unda göz tansiyonunun belirgin bir şekilde düşmesine karşılık, ilaç verilmeyen gruptaki 18 denekten sadece birinde düşme tespit edilmiş.

Yaban Mersinin Pek Çok Faydası Var: Göz tansiyonunun glokom riskini artırıcı önemli bir etken olduğunu göz önüne alırsak çalışmanın sonuçları dikkat çekici. Şüphesiz daha fazla denek üzerinde ve daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç var. Bence göz sağlığımızın korunması amacıyla arada bir yaban mersini kürü uygulamak yararlı olabilir. Sadece göz sağlığı açısından düşünmemek gerekir, şüphesiz. Antioksidanların günümüzde deneysel olarak ortaya konulan yararları gözönüne alındığında, günümüzün popüler ‘kırmızı antioksidan meyve’ çeşitleri arasında en önemlilerinden biri olması nedeniyle kalp ve damar sağlığının korunmasından tutun bağışıklık sistemine kadar bir fonksiyonların desteklenmesinde yararlı olabilir.

Elma Sirkesi Ve Elma Sirkesinin Faydaları: Elma ve elma sirkesinin doğal güzellik ve sağlık kaynağı olduğunu biliyor muydunuz? Cilt bakımı, saç bakımı, sivilce, ciltteki lekeler, şişmanlık, varis tedavisi. Bütün bunlar için ihtiyacınız olan şey yalnızca elma. Özellikle elma sirkesi sağlıkla parlayan saçlar, lekesiz bir cilt ve ince, güzel bir vücuda kavuşmanı için önemli rol oynar.

Kepekli Saçlar İçin Elma Sirkesi: Saç bakımı ve saçınızdaki kepekler için saçlarınızı yıkadıktan sonra son durulama suyuna yani 1 litre suya 1 çay bardağı elma sirkesi koyun ve saçlarınızı bu su ile durulayın. Bu işlemi bir süre her saçınızı yıkadığınızda uygulayın. Saçlarınız kepekten arınacak ve parlaklaşacaktır.

Sivilceler İçin Elma Sirkesi: 1 çay bardağı elma sirkesine yarım çay bardağı su ekleyin ve bir parça pamuğu bu karışıma batırıp sivilce üzerine bir süre kompres yapın. Faydısı olduğunu göreceksiniz.

Cilt Lekeleri İçin Elma Sirkesi: Bir kaba yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra bu su ile yüzünüze buhar banyosu yapın. Ayrıca yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü 3-4 günde bir silebilirsiniz. Cilt lekeleri için oldukça faydalı.

Fazla Kilolar İçin Elma Sirkesi: Bir bardak suyun içine 1-2 tatlı kaşığı elma sirkesi koyun. İçine 1 tatlı kaşığı bal ekleyip sabahları düzenli olarak aç karnına için. Fazla kilolarınıza faydası olduğunu göreceksiniz.

Varisler İçin Elma Sirkesi: Yumuşak bir havluyu elma sirkesinin içine batırıp sıkın ve havluyu bacaklarınızın varısli olan bölgesine sarın. Bacaklarınızı yüksek bir yere kaldırarak yaklaşık 45 dakika kadar dinlendirin. Bu işlemi mümkünse sabah akşam tekrarlayın.

Deniz kestanesinin faydaları: Dikenleri nedeniyle tatilcilerin “korkulu rüyası” olan deniz kestaneleri, koyların temizliğinin simgesi olarak gösterilirken, diğer yandan da ülkemizde yeterince tüketilmezken Uzak Doğu ve Avrupa ülkelerinde ise afrodizyak özelliği ile popüler ürün olarak sofralarda yer buluyor. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda deniz kestanesi genomunun insan kromozomlarıyla büyük ölçüde örtüştüğünün saptandığını. Bu durum, insanda bağışıklık sistemiyle ilgili sorunların araştırılmasında önemli bir kaynak olarak değerlendirilebileceği anlamına gelmektedir. Deniz kestanelerinin bilinmeyen birçok özelliği ne kadar önemli canlılar olduklarının göstergesidir.

Mide yanmasını hafife almayın: Mide yanmasının ne kadar rahatsız edici bir sorun olduğunu, çeken bilir diyelim ve midemizi nelerin “yaktığını” birlikte inceleyelim. Mide yanması denen olay yemek borusu ile mideyi ayıran halka biçimindeki kasın görevini yeterince yapamamasının sonucudur. Bu kas yediklerimizin mideye geçmesinden sonra kapanan bir valf gibi çalışır. Böylece midedekiler midede kalır ve yukarı çıkamaz. Şayet bu kas zayıf ya da gevşek ise yemek ve mide özsuları yemek borusundan yukarı doğru geçerek ağzınızda genellikle son yediğiniz yemeği anımsatan hoş olmayan bir acı asit tadı bırakır ve göğüs kemiğinizin ardında bir yanma hissine de neden olabilir. Asit reflüsü veya reflü mide yanmasının tıptaki adıdır. “Reflü” geriye doğru akmak demektir. Reflü hastalığından daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, bugün anlatmak istediğim sadece arada sırada olan mide yanmaları.“Hemen herkes hayatında en az bir ya da birkaç defa bu şikayeti yaşamıştır” dersek abartmış olmayız. Hatta yapılan araştırmalar beş kişiden birinin haftada en az bir defa mide yanması yaşadığını gösteriyor.

Gece yemekleri sakıncalı: Şimdi gelelim mide yanmasının en sık rastlanan tetikçilerine… Bunlar kişiden kişiye değişir, ama yağlı yiyecekler, büyük porsiyonlar ve gece geç vakit yenen yemekler mide yanmasının ilk sıralarda yer alan suçlular olduğu biliniyor.Çok yedikten sonra mide yanması sık rastlanan bir şikâyet. Dolu bir mide gerilince yukarıda sözünü ettiğimiz büzücü kas üzerindeki basınç artıyor, kas gevşiyor ve midedeki asit yanlış yöne (yemek borusuna) doğru kaçıyor. Burada yemeğin türü çok önemli değil, miktarının fazla olması mide yanmasını başlatıyor. Ancak mide yanmalarınız oluyorsa yağlı gıdalardan uzak durmanız gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunların hem sindirimleri güç (midede daha uzun süre kalıyorlar) hem de mide özsularının asitliğini artırarak sindirim sisteminizi tahriş ediyorlar. Yemek borusu alt ucu kasının da tembelleşmesine ve gevşemesine neden oluyorlar. Bazı içecek ve yiyecekler de mide yanmasını tetikleyebilir. İşte bunu sık yapanların bir listesi: Alkol, özellikle kırmızı şarap Karabiber, sarımsak, çiğ soğan ve başka baharatlar Çikolata Turunçgiller (portakal ve portakal suyu gibi) ve onlardan hazırlanan ürünler Kahve ve kafeinli içecekler, çay dahil Nane Domates. Yemeklerden sonra mide yanmasını önlemek için ne yapmalı? Öncelikle çok yemeyin. Büyük öğünler yerine her gün beş ya da altı küçük öğün yiyin. Yatmadan önce yemeyin. Yatmadan veya uzanmadan önce midenize besinlerin sindirimi için iki saat zaman verin. Yatmak hem sindirimi güçleştirir hem de mide yanmasını kolaylaştırır.

Mide yanması ve İlaçlar: Birçok ilaç mide yanmasını tetikleyebilir ya da kötüleştirebilir. Romatizma gibi hastalıklarda kullanılan bazı ağrı kesiciler yemek borusunu tahriş edebilir. Bazı yüksek tansiyon ilaçları yemek borusu ile mide arasındaki büzücü kası gevşeterek mide yanması şansını artırır. Yine astım ilaçları, uyku ilaçları ve yatıştırıcılar, antidepresanlar, Parkinson ilaçları, osteoporoz ve kemoterapi ilaçlarının bazıları da mide yanmasına neden olabilir. Eğer aldığınız ilaç mide yanması yaptıysa veya bunu kötüleştirdiyse bunu derhal doktorunuzla paylaşın.

Egzersiz tetikleyebilir: Hep “egzersiz yapın” diyoruz, ama vücudu eğip büken, karın içindeki basıncı artıran egzersizler mide yanmasını tetikler. Kısacası akımın yönünü etkileyen ve karın içi basıncını artıran her türlü hareketten uzak durun. Kesinlikle dolu mideyle eğilip kalkacağınız egzersizler yapmayın. Yemekten en az iki saat sonra egzersize başlayın. Egzersizden önce ve egzersiz sırasında az miktarda su için. Şekeri ve gazı fazla olan içecekler mide yanmasını alevlendirebilir. Gerektiğinde bunları suyla seyreltmeyi deneyin. Tabii kilonuz arttıkça karın içi basıncının da arttığını unutmayın. ‘Herkeste oluyor, şimdi geçer’ demeyin Neyi, ne kadar, ne zaman yediğinizi ve bunlarla mide yanmasının ilişkilerini kaydedeceğiniz bir günlük tutmanız bu olayın sorumlularını saptamanızda size ve doktorunuza çok yardımcı olacaktır. Mide yanması aslında önemsenmesi gereken bir durumdur. “Önemli değil, herkeste oluyor, şuradan bir antiasit alır çiğnerim geçer” demek yanlıştır, mide yanması şikâyetinizin altında başka sorunlar da yatabilir veya bu yanma zamanla başka sorunlara yol açabilir. Bu nedenle mide yanmanız seyrek de olsa, bu durumu doktorunuza muhakkak anlatmalısınız.

Limon: Evet limonun tadı güzeldir, hem serinletici etkisi vardır, hem de C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya limonu tek başına yiyebilirsiniz. Kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Son yıllarda yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan d-limonene isimli maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşken.

Limon kabuklarıyla cilt bakımı: 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılması gerektiği biliniyor. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için size küçük bir sır verelim. Ya gölgede tüketmeye çalışın, ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içerisindeki C vitamini yaklaşık 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur. Limon kabuklarını çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarnanıza yaptığınız sosa biraz limon kabuğu rendesi eklemek başka bir alternatif olabilir. Bununla beraber rendelediğiniz kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere katabilirsiniz. Tabii son saydıklarımızın tüketim adedini abartmamak kaydıyla.

Limonun Karaciğere faydalı: En lezzetli reçellerin bulunabildiği ülkemizde ise kahvaltınıza bile cilt bakımı ile başlayabilirsiniz. Her türlü narenciye parçaları ile yapılmış reçeller de çok yararlıdır. Tabii gün içerisinde tükettiğiniz şeker miktarını dengeli tutmak kaydıyla. Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir, ve balgam söktürücü etkisi vardır.

Kaynak-Haber:Oya Kayacan

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı buraya girin