Çekiç Sesleri Arasında Geçen Ömürler

0
61

Gelişen teknoloji, mutfakların ve çeyiz sandıklarının vazgeçilmezi olan bakır eşyalara olan ilgiyi azaltırken, bakırcılık mesleğinin son temsilcisi Hamit Bozalı 60 yıldır sürdürdüğü mesleği ile adeta zamana direniyor. Yarım asırlık usta, ‘bakırcılık mesleği ölmesin’ diye dükkanını açık tutuyor.

Merzifon Sanayi Sitesinde 35 metrekarelik dükkanında bakıra hayat vermeye çalışan 80 yaşındaki Hamit Bozalı, 12-13 yaşlarında Trabzon’dan Merzifon’a geldiğini, gelir gelmez bakırcılık ve kalaycılık mesleğine başladığını söyledi.

Çırak olarak işe başladığını ifade eden Bozalı, “12 yaşından bu yana ağabeylerimden öğrendiğim bu işi yapıyorum. Ağabeylerim 1950’li yıllarda Trabzon’daki ustalarıyla birlikte Merzifon’a gelerek, çalışırlardı. Daha sonra ağabeylerimle birlikte Merzifon’a yerleşerek, Harmanlar Mahallesinde bu işi icra etmeye başladık. Ben aynı zamanda ustalarım olan ağabeylerimden çıraklık, ustalık derken kademe kademe bakırcılığı da, kalaycılığı da öğrendim. Daha sonra eski hamamın çevresine bakırcılar arastası kuruldu. Burada yaklaşık 30 esnafla mesleğimizi icra ediyorduk.” dedi.

“Çıraklarım Memur Oldu”

Alüminyum, teflon ve çelik gibi teknoloji ürünü tencereler üretilmeden önce bakır eşyaların mutfakların baş tacı olduğunu ifade eden Bozalı, bakırcılık mesleğinin geçmişini şöyle anlattı: “Çeşit çeşit bakırlar, ibriğinden, sinisinden, leğeninden bakırın çeşitlerini yapardık. Hatta siparişler üzerine köylere gider, köy halkının kaplarını kalaylardık. Ayrıca o yıllarda topçu alayı ve eski devlet hastanesinden de toplu sipariş alırdık. İşimiz çoktu, sabaha kadar çalıştığım günleri hatırlıyorum. Kısacası arastadan bakıra hayat veren çekiç sesleri yükselirdi. 1984 yılında ise çöküş dönemimiz başladı. Teknolojiyle savaşırken, bizlerden arastadan çekiç seslerinin yükselmemesi istendi. Şehir içinde gürültü olmasın diye şehir dışına gönderildik. Bende Sanayi Sitesinde 35 metrekarelik bir işyeri aldım ve mesleğimi burada sürdürmeye devam ettim. Tabii o zamanlarda şimdi olduğu gibi çırak bulmakta zorlanmazdık. Ben ustada yetiştirdim, şuan Amasya ve Suluova’da işyerleri var. Birilerinin bu meslekten ekmek parası kazanması beni son derece mutlu ediyor. Okul masraflarını çıkarmak için yanımda çalışan çıraklarımda vardı. Onlarda okudular. Astsubay, polis, avukat, doktor oldular. Şuan yanıma gelip halimi, hatırımı soruyorlar. Bu beni bir nebzede olsa bizi sevindiriyor.”

Bakır mutfak eşyalarının artık ihtiyaç için satın alınmadığını, günümüzde sadece nostaljik eşya meraklılarının bakır eşyalara ilgi duyduğunu anlatan Bozalı, “Ekmek paramızı çıkardığımız mesleğimiz artık can çekişiyor. Teflonun çıkışı ve porselenin yaygınlaşmasıyla birlikte bakırcılık artık kalmadı. Bizim meslek, bakırcı, kalaycı olarak biraz kirli bir meslek. Kimse çocuğunu göndermek istemedi. Zaten meslek o zamandan sonra seneden seneye geri gitmeye başladı, bitti, nesli tükendi yani. Bakırcı olarak en son ben kaldım. Bakırcılığın bitmesiyle, kalaycılık mesleğinin de artık sonuna gelindi. Diğer meslektaşlarımız ya öldü ya da işsizlikten işi bıraktı. Zamanında rağbet gören bu mesleğe 58 yıl önce başladım. Sayılarımız bir bir eksildi. Bizden sonra bu işi yapan olmaz. Günümüzde bakır mutfak eşyaları sadece nostalji olsun diye satın alınıyor. Bende çok sevdiğim mesleğim ölmesin diye dükkanımı açık tutuyorum. Allah sağlık, sıhhat verdiği sürece devam edeceğim.” ifadelerini kullandı.

Bakır eşyaların kullanımı ve bakımı konusunda da bilgi veren Bozalı, kararmış kapların kalaylatılarak kullanılması gerektiğini, aksi halde zehirlenme vakalarının yaşanabileceğine işaret etti. Kalaylama işlemini de anlatan Bozalı, “Müşterilerin getirdiği mutfak eşyaları ateş ve havadan çalışan ocakta ısınıyor, daha sonra kumda yıkanıyor. Tahtadan tokmakla eğrileri doğrultuyor ve toz şeklindeki kimyager madde nişadır ve kalay malzemesi ile kalaylama işlemi yapılıyor.”şeklinde konuştu.

Bakırcılığa başladığı 58 yıl önce mesleğinin zamanın popüler mesleği olduğunu, bakırcılar arastasında her dükkanda bakır işleyen çekiç sesleri ile kalay yapan körüklerin seslerinin duyulmaz olduğunu kaydeden Hamit Bozalı, tek isteğinin Halk Eğitim Merkezlerinde kurslar açılarak kursiyerlere mesleğin öğretilmesi ve yaşatılması olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak/Haber: Hülya Karpuzcu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı buraya girin