BAZI KAVRAMLAR ÜZERİNE…

0
37

BAZI KAVRAMLAR ÜZERİNE…

 

Sevgili dostlar…! Sizlerin bildiği ama algılamada farklılıklara neden olan bazı kavramlar üzerinde belirlemelerde bulunmak istiyorum. Örneğin DİNLEMEK çoğu zaman birini dinlerken bir iki dakika içinde kafanız başka yerlere gider, dağılır.

Konudan uzaklaşırız. Artık sözcükler bizim için bir şey ifade etmez olur. Oysa karşımızdakini kesinlikle dinlemek gerekir. Elbette bu neyin konuşulduğuna, kim tarafından konuşulduğuna da bağlı bir eylemdir. Sizinle uzaktan yakından bir alakası da olmayabilir. Ama dinlemekten de bir zarar gelmez.

 

YARATMAK: Bu sözcük bazı kimselerce kutsallaştırılarak, yaratmanın sadece Allah’a ait olduğunu, bu nedenle de, beşer olan insanın yaratamayacağı savı ile karşı çıkarlar. Bu tamamen dayanıksız bir tavırdır. Elbette en büyük yaratıcı C.C olan Allah’tır. Bu tamamen tutuculuktur, aklı yok saymaktır.

Ben bu sözcükleri; bir odaya yığılmış enstrüman yığınına benzetirim. Zilinden tutun da, davuluna, zurnasına, define, uduna, kemanına, piyanosuna, Klarnet’ine…v.s.  Herşey var. Bu yığıntının insan için hiçbir anlamı yoktur. Ne zaman ki; Enstrüman çalmayı bilen birisi oraya gelir, içlerinden birisini çekip çalar, seslendirirse o zaman onlar anlam kazanır, davul davulcu, zurna, zurnaca, piyano, keman, ud… vs. kendince anlam kazanır, dinleyene zevk verir. Sözcükler de aynı bunun gibidir. Yüzbinlerce sözcük içinde seçerek, fikrinizi açıklamaya çalışmanız kadar doğal bir şey olamaz.

Sözcükleri, kendi dar ufkunuz, görüş ve düşüncemiz içerisine hapis edersek, duygu ve düşüncelerimizi açıklama da zorlanırsınız. Elbette bir sanatçının yaratışı vardır. Elbette insanoğlu da bir şeyler yaratır. Yarattığı sanat eseridir, bir fikrin anlatıcısıdır. Bu davranışın haşa ! Allah’ın yaratması anlamında olmadığı da güneş gibi ortadadır. Ne var ki; bazı sözde muhafazakâr dinciler, hep nedense buna karşı çıkarlar. Bilmezler ki, asıl yaratıcı olan Allah zul celal kendi gücü ve hâkimiyetinden bir cüzini de insanlara bağışlamıştır. Akıl, bilgi ve çalışmanın ortaya koyduğu yarattığı bir eser elbette bir yaratmadır.

 

Hızla değişen dünyaya ayak uydurmak için sürekli bir şeyler yaratmak, İnsanoğlu’nun fıtratında vardır. Kendimizi oyalayacak bir şeyler bulmak, yapmak; resim, müzik, yazı yazmak, yontu v.s gibi bir şeyler yaratarak yaratıcılığınızı sürekli geliştirebiliriz.

 

DOKUNMAK: İnsanoğlu dokunmayı sever, dokunulmasını da ister… Dokunmak sevgi, saygı, şefkat anlamındadır. Hatta bazı canlılar birbirlerini görmeseler bile dokunmakla anlayabilir, sevebilirlermiş. Türk milleti olarak, dokunmayı, elle incelemeyi severiz.

Örneğin: Bir kumaş alacaksak, ya da bir elbise beğeneceksek, mutlaka onu ellerimizle, parmaklarımızla kontrol ederiz. Dokunmak bilinçli yapılıyorsa yararı vardır. Bilinçsiz, otomatik dokunuş sarılma v.s davranışların dokunma ile bir ilgisi olmasa gerek.  Bu konu da bir uzmanın bazı önerileri var. Biz de sizlerle bir kısmını paylaşalım.

 

1-Sağlıklı uyanmışsanız; Bir hafta sonrasını göremeyecek, birmilyon insandan şanslısınız…

2-Buzdolabında yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz, başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa; dünyadaki birçok insandan daha zenginsiniz…

3-Banka da, cüzdanınızda para varsa; dünyanın en ayrıcalıklı %8’i arasındasınız.

4-Ananız babanız yaşıyorsa; bu dünyada nadir kişilerden birisiniz…

5-Bu yazıyı okuyabiliyorsanız mutlu olun. Çünki okuma yazma bilmeyen iki milyar insandan biri değilsiniz.

6- Kimse sizi üzmemiş gibi sevin, paraya gereksinim yokmuş gibi çalışın.

7-Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarkı söyle…

8-Cennet dünya daymış gibi yaşa…

Sevgili dostlar… Bir takım kavramlar bizi ne hale getiriyor. Tüm bunları aşabilmek için de yaratıcı ol…!  Sağlıkla kalın.

 

Muharrem ÖZBİLEN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı buraya girin