DUVAR YAZILARI DUA-BEDDUA… (Televizyoncu Faruk Yeşiltaş)

0
93

DUVAR YAZILARI DUA-BEDDUA…

(Televizyoncu Faruk Yeşiltaş)

Başyazarımız Muharrem Özbilen tarafından kaleme alınan ve Duvar Yazıları Dua-Beddua başlığıyla, 04 Haziran 2014 tarihinde gazetemizde yayınlanan köşe yazımızı, yakın zamanda rahmeti rahmana kavuşan televizyoncu Faruk Yeşiltaş’ın anısına okuyucularımızla yeniden paylaşıyoruz…

Değerli okurlar… Eskiden kamyonların arkalarında yada bindiğiniz otobüsün şoför mahalinin hemen üstünde görüp okuduğunuz, belki de bir minibüsün yanı başında veya ön pencere yanında; kağıda yazılmış birçok özlü sözler görmüş veya okumuşsunuzdur. Kimbilir, bir bahçenin çimentolu duvarına eğri-büğrü yazılmış yahut Telekom’un trafo binasına (düzgün olduğu için) ha serpme püskürtme yada boya ile yazılmış birçok, kim, kimler tarafından yazıldığı belli olmayanözlü sözler görüpte okumuşsunuzdur. Kimimiz bunlara kızar içimizden. Kızarken kimimiz, saçma zırva olarak değerlendirerek, bir delinin serseri birsinin zırvası olarak bakmışızdır. Daha nice duvar yazıları gibi…!

Oysa; onlara alıcı bir gözle bakıp, farkındalık, akılla okuduğumuzda; o sokak yazılarının, duvar yazılarının bir  milletin, derin felsefi görüşünü, derin düşünce algısını anlattıklarını hayretle görürsünüz.

Belki oradaki bir tümce bizi, algılarımızı değiştirebilir, bir örnek olabilir elbette. Bu anlatımların içinde argo, sapık, cinsel algısı uyandıranları ayırıyor, onları tenzih ediyorum.

Değerli okurlar… Başlıktaki DUVAR YAZILARI kavramını bu anlayış ve algı içerisinde sizlere aktarmak istiyorum. O duvar yazısını bir mescidin duvarından aldım ve sizlerle paylaşmak istedim. Bu cami-mescid duvarına yazılmamış, aksine bir levha, tablo şeklinde yazılarak mescidin kapısına asılmıştır. Geliniz hep birlikte okuyalım bu yazıyı.

Mescidimize; Islak ayakla girmeyip, halılarımızı kokutmayanlardan Allah razı olsun…

Çorabını içeride giyip bizi MANTAR mikrobuna secde ettirmeyenlerden; Allah razı olsun…

Cep telefonlarını kapatıp cemaatin namazını bozmayanlardan Allah razı olsun…

Bütün bu uyarılara rağmen bildiğini okuyanlara da ÖLÜ BİZİM, Allah rahmet  eylesin…!

Sevgili okurlar, aslında bu bir rubaidir. (Şiirdir) Bu dörtlük, büyük bir felsefi düşüncenin ifadesidir dersek abartmış olmayız. Yukarıdaki yanlışları bazen hocalar hatta vaizler de defalarca dile getirmiş olmalarına karşın, insan sağlığı ve cami adabına aykırı davranışlar olarak anlatılmasına rağmen, ne yazıktır ki; bu çok kötü alışkanlıkları, onu yapan cami cemaati kişilerce terk edilmemiş olması, ayrıca çoook düşündürücü bir davranış olarak hala devam etmektedir. Bu davranış artık çekilemez bir hal almış olacak ki; cami duvarına bir sesli çığlık olarak yazılıp asılmış bir duvar yazısıdır. Bu yazı bir anonim yazı değil. Araştırdım, bu yazıyı yazıp oraya asan kişi hepimizin çok yakından tanıdığı; Televizyoncu Faruk YEŞİLTAŞ-dır.

 

Merzifon’un DELİSİ Faruk YEŞİLTAŞ. Ben iki-üç yıl önce onu köşeme davet ettiğimde kullandığım başlıktır bu  “Merzifon’un Delisi” Niçin demişim böyle televizyoncu Faruk Yeşiltaş’a; Yeşiltaş, Merzifon halkını çok seven bir insan. Televizyonlar iyi çekmediği çanak antenlerin henüz kullanılmadığı yada az olduğu yıllarda; Faruk Yeşiltaş belediye ile ilişkiye girerek ÖNCE VATAN Tepesine o zamanki olanaklarla vericiler kurarak, halkın büyük çoğunluğunu televizyonsuz bırakmadı. Bugün bile bir çok seyirci-izleyici hala bu olanaktan yararlanarak TV izliyor. Faruk bunu kurmakla kalmadı, bakımını sürekli olarak üstlendiği için kendi arabası ile (bir taka mercedesi vardı) yaş, yağmur, rüzgarda o tepenin dibine kadar gider, çizmelerini çekerek çamur içinde oraya ulaşırdı. Bu olay bir değil, iki değil, yıllarca hep böyle devam etti. Hiçte bundan şikayet etmedi. Hasta olmasına karşın her zaman çamur demedi, sel demedi hep bu işi yaptı. Tüm ben bunları yakından bildiğim izlediğim için; Merzifon’un delisi sıfatını yakıştırmıştım O’na. Bu delinin tek amacı, halka hizmet etmek ve Merzifon’u çok sevmesi…!

O sadece Allah’ın rızasını kazanmak istemişti. İnanın dostlar bu işler para-pul karşılığı yapılamaz.

Gündüz, gece toplumu televizyon izleme zevkinden mahrum etmemekti amacı. Hala da devam ediyor. Bir yerde yanlış bir şey görse ona karşı çıkar, düzeltmeye çalışır. Daha da olmasa şairane bir dille slogan niteliğinde kötüyü, kötülüğe karşı çıkar, çığlık atar. Ne diyelim dostlar… Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az…! Gerçek Müslüman gerçek cami cemaatinin ilgisine, bilgisine sunulur. İlahi Yeşiltaş sonunda şair olup şiirde yazdın ya..! Allah razı olsun senden ve tüm iyi niyetli samimi Müslümanlardan…                                                                                                               Muharrem ÖZBİLEN

 

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı buraya girin